Sayfalar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

21 Ocak 2015 Çarşamba

KADIN VE ERKEK NE İSTER ? BENCE ARTIK ÇOĞUNLUK TEK BİR ŞEY İSTİYOR... DAYAK

Bu aralar, çevremde kalbi kırılmış, yaşıtım ve daha küçüğüm çok fazla kadın var. Cidden üzülüyorum bu duruma. Benzer olanı yaşadım çünkü, ne demek olduğunu biliyorum.
İnsan kendini koruma gereği duymuyor, sevdiğine karşı ve en ağır darbeyi alıyor.
Çok kıymetli, zarif, candan sevmiş kadınlardan bahsediyorum. Bir adam sandıklayıp sömürmek isteyen çoğunluktan değil asla.
Birlikte olduğu insanla yol almak, başını omzuna koymak, gerektiğinde destek olmak isteyen kadınlar söz ettiklerim. Bu nedenle yazmaya karara verdim. Çok uzun süredir, yazmadığım bloğuma.
Ki kim okur ? Ben de böyle miyim diye düşünür ? Kendini eleştirecek kadar şahsiyeti oturmuş kaç kişiyiz ? Onu bilemem. Kendini eleştirmek, ağır mevzudur. Üstüne ders alıp düzeltmekse, içsellikle yol almış olmayı gerektirir ki, sözüm meclisten dışarı, çevremde bunu başarabilecek çok az insan tanıyorum. İddialı konuştuğumu ve bunu başardığımı iddia ettiğimi düşünmeyin...  Ha Şa ...Sadece yoldayım. Amaaaaa en azından yoldayım. Ki... O yolda, OLMAK, yok zaten.
Mal, mülk sahibi olmak, güç sahibi olmak, insan olmakla aynı şey değil ne yazık ki. İnsan olma erdemi farklı bir konu. Bunu burada anlatmak, zaten imkansız. Yazının burasına gelip okumaktan vazgeçenler, zaten bu konuya ilgi duymuyor demektir.
Herkesin rahatsız olduğunu söylediği, ancak çözmek için en ufak uğraş sarf etmediği konudur bu, özellikle son yıllarda. Çok derin konuşanlar, bir lokma parası oldu mu değişiverir.  Yeter ki, Param olsun, rahat bir hayatım olsun. Gerisi lafı güzaf olur bir anda.
Öyle dernek çatısı altında, evliyalık, sufilik, dervişlik ile de olmuyor bu işler. Gerçek yaşamında insan olabilmekten başlıyor her şey.
Dediği ile yatığı aynı olmak aslında söylediğim.
İnsanı insan olduğu için sevmek,
Statü gözetmeden değer vermek,
Kapımıza değil, kalbimize vuran buyursun demek istiyorum yani . Anlayana.
Tüm bunları çatır, çatır yazıyorum, çünkü para içinde yüzebilecek iken, dayanamayıp her şeyi bırakabilmiş bir kadınım. Şimdi her şeyi en baştan kuruyorum. Çevrem, bir çok insanın sahip olmayı hayal edeceğinden çok daha fazla, üst düzey insanla dolu.
Ve tüm bu hikayede, üzülen taraf olarak insanların ne çektiğini biliyor olduğum gibi, bir çok güçlü insanın bir valeye, ya da garsona davranışından tiksinecek kadar da insanım. Allah'a Şükür.
Çok basit bir şey var.
Topraktan geldik. Toprağa gideceğiz.
Sonuç olarak sevseniz de, sevmeseniz de lütfen , Mümkün olan herkes okusun. Hatta yorum yazsın lütfen. Özellikle Erkekler. Fikir paylaşmak güzeldir. Aynı yönde düşünmek değil dert, paylaşmak, çoğalmak, doğruyu bulmak, düzeltmek için yol almak.
Asıl konuya dönelim;
Anlayamadığım en önemli konu şu ; Ne ara insanlar bu kadar, fütursuz, saygısız, para odaklı kukla tadında yaşayan, güç için onurunu yerlere atan, karşısındakinin değerini bilmez hale geldi. Sap ile samanı karıştıracak kadar, bencil, akıldan yoksun davranan insan sayısı ne ara bu kadar arttı ? Ve bir takım kadınlar, ne ara, gururunu, onurunu, var olan değerleri, top yekun ne ara terk ettiniz ?

Ünlü bir Hollywood Yıldızı Değilseniz ? Böyle Giyinmemenizi Öneririm.

Giyiminiz , konuşmanız, ne ara bu kadar ucuz ve alelade oldu ? Bu tavrınızın ne kadar bayağı olduğunu ve kadın cinsine bakışı, zamanla nasıl değiştirdiğini göremiyor musunuz ?
Tüm dekoltenizi, sınırsız sergilediğinizde, zarif bir görüntü olmadığını algılayamıyor musunuz ?
Bu şekilde nasıl bir erkeğin gönlünü kazanmayı umuyorsunuz ?
Üstelik, erkeklerin işini bu derece kolaylaştırdığınız için, sizin gibi düşünmeyen kadınların hayatını da zindana çevirdiğinizin ne zaman farkına varacaksınız ?
Özgür olmak, hayattan keyif almak, sosyal hayatın içinde olmak değil ki mesele. Bunu yaparken biraz usturuplu kalabilmek.
Ve sonuç olarak, mesele bir gecelik, bir aylık bir ilişki ise, bunun için şu an iki cinsinde çaba göstermesine gerek yok zaten. Beyler ne siz, spor salonlarına o kadar para harcayın, hanımlar ne de siz o kıyafetlere ve parfümlere gerek yok masrafa, bu istedikleriniz yerlerde satılıyor artık.
İlişki, emek ister, ilişki saygı ister, ilişki nezaket ister, ilişki korunmak kollanmak, bebek gibi bakılmak ister, her iki taraf içinde, erkeğin ağlayabildiği kadın olmak , kadının yaslandığı omuz olabilmek ister. Bir insanın gözünden gülmek ne güzel bir şeydir, Onu mutlu etmek, onunla uyanmak, uyumak...
İnsanlar ilişki yaşar, çünkü yalnızlık Allah'a mahsus. Ancak yol alacağı insanı yanında ister, gerektiğinde yanında olmak ister. İyi ve kötü günde olur ayrıca gerçek olan. İyi de olup kötü de kaçmaz. Hepimiz gün gelip yaşlanacağız, tüm vitamin, mineral, spor salonu, estetik çabalarımıza rağmen. O zaman bu sabun köpüğü ilişkileri yargılayacağız ama biraz geç olacak. Sizi sevmeyen birilerinin eline düşeceksiniz. Yazık olacak.
Annem geç dirliği versin Allah derdi hep '' Yaşlılığında, rahat ve huzurlu olsun insan '' anlamında. Ben de şimdi versin anne derdim. Bir takım insanların, yaşlılık döneminde başlarına gelenleri görünce anladım. Şimdi ben de aynı duayı her sabah, her akşam dualarıma kattım.
Tüm bu hikayenin en kötü tarafı, yumuşacık kalplerde katılaşıyor kabalık gördükçe ve sonuçta insanlar belki en mutlu olabilecekleri, bir ömür yol alabilecekleri insanları kaybediyor, hayatına bile kabul etmiyor. Neden ? Kırılmamak için . Ne acı. Birilerinin yaptığı saçmalıklar, dalga, dalga herkesi etkileyip, bunu yapana da vuruyor gün gelip. Ancak sonuç olarak, mutsuzluk yayılıyor. Oysa mutlu olmak ve etmek çok ama çok kolay.

 Beyler şimdi de lafım özellikle size...

1. Evet ortalık her durumda elinizin altında olacak kadın dolu maalesef son zamanlarda, ancak bu ucuzluk sizi yanıltmasın. Altın her zaman altındır. Ve elinize aldığınızda anlayamıyorsanız, siz kaybedersiniz.
2. Size değer veren insana kaba davranmak, ya da önemsememek kendinizi güçlü hissettiriyor ise ciddi psikolojik problemleriniz var. Acil doktora görünün.
3. Hayatı alelade yaşayarak bitirmek istiyorsanız keyif sizin. Ancak yaşlanacaksınız. O zaman eller havaya olmaz bilesiniz.
4. Ben sana layık değilim yalanını 18 yaşındakiler bile kullanmıyor artık, lütfen saçmalamayın.
5. Erkekler, erkek gibi davranırsa, inanın kadınlar da kadın gibi davranır. Sorumluluktan kaçan, en ufak bir sıkıntıda yok olan, aradığında bulunmayan, ne i düğü belli olmayan erkek çoğunluğu olunca, kadınlarda maskülen bir yapıya büründü. sizin suçunuz acilen aklınızı başınıza alın.
6. Bir insanla birlikte olmak lafını, her gün pasta yenilmez diye çevirecek kadar kötü ilişkiler yaşayanlardansanız Allah yardımcınız olsun. İki insan, her gün birbirleri için farklılaşabilir. Birlikte yaşamaktan, yaşlanmaktan korkulmayacak insanlar vardır. Her gün ayrı bir renk, koku olabilen. Ve siz de olmalısınız tabi. Kadınlarda her gün tatlı yemeyi sevmeyebilir. Aynı insanla, rengarenk bir dünya yaratmak elinizde.
7. Her akşam kapınızı açan, güzelim sofralarda keyifle sohbet edeceğiniz bir insan yerine, her akşam başka bir restoran ya da ev de farklı bir insanla olmak, her sabah bildiğiniz sevdiğiniz ten yerine, bambaşka, yabancı duraklarda bazen boğularak uyanmak mı istiyorsunuz ?
8. Ve en Önemlisi... BİR KADIN... SİZE VAKİT AYIRMA NEZAKETİNİ GÖSTERİYORSA, BU ALTERNATİFİ OLMADIĞINDAN DEĞİL, SİZİ BEĞENDİĞİ, YANINIZDA OLMAK İSTEDİĞİ İÇİN. KENDİNİZİ HİNT KUMAŞI SANMANIZ YANLIŞ. AMA İSTERSENİZ O KADIN İÇİN, ÖMÜR BOYU HİNT KUMAŞI DA OLABİLİRSİNİZ. Tercih sizin.


Böyle Bir fotoğraf Karesine Sahip Olmak İstemiyorsanız Doğru Yoldasınız.

O zaman aynen devam edin. Her akşam farklı restoran, farklı kadınlar, farklı fantazilerin izini sürün.
Vaktiniz ve naktiniz yettiği yere kadar. Yalnız kaldığınızda bu yazıyı bir daha okuyun.
Keşke...
Yanımda beni seven biri olsaydı
İki kelam etseydik
Ellerimi tutsaydı
Bir bardak kahve içseydik
Yanımda uyansaydı .....
Falan demeyin. Bu kadar insan harcayarak, mutlu olamazsınız. Mutlu etmeyen, mutlu olmaz. Cennet ve cehennem bu dünyada.  Unutmayın.









2 Kasım 2014 Pazar

Sevmek ya da Sevilmek

Onca zaman boyunca , sevmenin dert olduğunu sanırdım. 
Oysa sevilmek te, sevmek kadar dertmiş.
Birilerini anlamsızca sevip, kırılınca, seni seveni sev deyip daldığın okyanus, var- ? balçığa dönünce anlıyor insan . 
Önemli olan denge. Çılgınca aşık olmak ya da aşık olunmak değil . 
Huzur, güven, sevgi ve istikrar .
Anlamsız, dengesiz , yorucu, istismar dolu bir hayat yerine , dingin , huzurlu bir gelecek en iyisi . 
Darda kalınca yaslanacak bir omuz, her durumda yanında olacak bir insan , her tür anlamsızlıktan arınmış bir beden . 
Bi can, bi nefes , bi ses ...
İştr hayat bu . Gereksiz şeylere kaçmadan yaşamak. Ki bu birçok insan içln çok zor, hatta İMKANSIZ
Ve en yakınındaki, aslında en iyi yalancı 

2 Eylül 2014 Salı

Her Şey Geçer.

Midemde kocaman bir taş var. Giderek ağırlaşıyor sanki. Ama geçecek, her şey geçer, iyi ya da kötü.
Neler geçmedi ki ?
Ne haksızlıklar, ne üzüntüler, ne mutluluklar...
Her şey bir süre, hayat bile.
Bir varsın, bir yoksun.
İyi niyet ve çabanın cezalandırıldığı bir ülkede yaşamak için, iki yüzlü ve kurnaz olmak gerektiğini herkes kadar iyi biliyorum. Ama olmuyor işte.
Yediğim her kazıkta, biraz daha kendime kapanıp, bu hayattan kaçmak dışında yapabileceğim bir şey yok.
Hiç bana uymayan kılıflara sokulmak, olmadık kelimeler duymak, üzülmek yerine, en iyisi kapanıp kalmak.
Her şey ve herkesten uzak durmak. Yok olmak...
Görünmeyince belki toptan kaybolurum.
Ruhumu onarıp, belki biraz huzur bulurum.
Oğlum, ailem, dostlarım, yalnızlığım, kitaplarımla iyileşir, belki yine neşeli bile olurum.
Ama şimdi vakti değil.
Anlamsız kararlar, acımasız köstekler, ardı arkası kesilmez şansızlıklar bitene kadar olmaz.
Bu ruh, bu aralar dingin olamaz.




10 Ağustos 2014 Pazar

Ayşe Arman Pazar Yazısına İthafen...

Bir kadın, sadece 38 yaşında, ölüyor. 
Öleceğini biliyor.
Çocuklarını karşısına alıp, olup bitecek herşeyi, açık, açık anlatıyor. 
Tam bu noktada kendime yakın, toplumumuza çok uzak bir duygu hissettim ve ona hayran oldum.
Milletçe herşeyi saklarız biz, eskileri, yastık altında paramızı, yaşadıklarımızı, aşkımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi. Her şeyi saklarız, açıklık pek nadir görülür bu ülkede . Sonrada herşey ters gidince, neden diye sorarız, neden böyle oldu ? 
Neden mi ? Gücümüz yok bence, çoğunluk olarak, doğrularla aslan gibi yaşamaya. 
Yaşamaktan utanmadığını, paylaşamayan insanın ne gücü olabilir ki ? 
Kendini başka tanıtan, sokakta başka, evde başka olan, iki hayatlı, yaşadıklarından utanan insanlar sinsilesi bu millet ne yazık ki. Herkes birbirinden birşey saklar, kimse karşısındakinin gerçekte kim olduğunu bilmez, aynı evin içinde bile. Ve en kötüsü bunu marifet sayar ve övünür. En son babalar ve eşler duyar herşeyi. Çok alçakça. Ama böyle. 
Açık, açık konuşanı da vururlar bu ülkede. İstenmez, sevilmez. 
Ama, Ann açık, açık söylemiş. En sevdiği iki insana, kalbinin attığı insanlara, göz bebeklerine. " Ben öleceğim " demiş. 
Offfff ...
Yazıda aşk var, huzur var, mutluluk var, acı var,  her şey var. Keşke bir mucize olsa ve bu hikayenin sonu değişse. 
Ancak her durumda açıklık, dürüstlük ve sevgi var. 
Bunu başarabilsek Karada ölüm yok. Ne mümkün !!!
Hem ağlayarak, hem özenerek, hem üzülerek, hem gülerek okudum Ayşe Armanın bugün yaptığı sohbeti. 
Yazıda hayat var, ama yalansız, tertemiz, aşk var, gerçek mi ? Gerçek, huzur var, fotoğraftan bile belli, acı var, hem de dibine kadar, sevgi var, sımsıkı sarılmış kenetlenmiş bir aile var. Öyle çok şey var ki insanı alıp, kendi içine yolculuğa çıkaran. 
En önemlisi,  bunları iyisiyle, kötüsüyle yaşayacak güç var.
Çünkü hayatta herşey var. 
Parayla, pulla çözülemiyor tüm bunlar. 
El ele yürümüş, kaprislerden uzak iki insan, yanlarında aşk ile doğmuş iki evlat var. 
18 saatten fazla ayrılmadık, birlikte büyüdük diyen bir adam var.
Minik fillerini suya kavuşturacak kadar güçlü, eşine aşık, ve onun yanında. 
Bu yazıda herşey var. 
Ann daha 38 yaşında, çok genç. 
Ölüyor, öleceğini biliyor, ve söylüyor , ölüme hazırlanıyor. 
Ama yaşadığı tüm güzelliklere şükredip, bunuda kabulleniyor.
Bu yazı,  her kelimesi ile gerçek, düşündürücü, başucunda durması ve ara, ara okunması gereken bir yazı. 
Sadece iki sayfa,  ama bir çok kitaptan daha dolu. 
İçinden hayat geçen, anlamsızlıklarla boğulmamış, yalanlarla örülmemiş, harislikle yorulmamış, el ele, gönül gönül'e, acıyı, tatlıyı aynı şekilde kabul edip sindirmiş bir hayat . Aynı sofrada yemek yemiş, yolu birlikte yürümüş, dönüp arkasını gitmemiş, yalnızlığa terk edilmemiş insanlar var. 
Çatır , çatır yalansız , tüm gücünle, düşe, kalka ama sonuçta ayakta olmak, dünyadaki en güzel şey. 
Sabah, sabah yüreğimden vuruldum. 
Ann, umarım bir mucize olur, Allah'ın mucizelerinden biri seni bulur, ve herkese umut olursun . 
Tüm kalbimle diliyorum. 

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Ya Huuuuu

Bazen, olan bitene kızıyorum,
Bunu hak etmedim, olmamalı diyorum. Herkes aynı hissi yaşıyor , haklı ya da haksız biliyorum. 
Sonra kızdığıma kızıyorum, o ve ya bu şekilde yaşanmış bitmiş ! Ne anlamı var diyorum. 
Ama her gün uyanınca, tüm kalbimle, bilmem kaç bininci kez, her ne olursa olsun, Allah'a şükrediyorum. 
Elim, ayağım, aklım yerinde çok şükür çalışmaya mecalim, düşünmeye dermanım var diyorum.
Ne dertler var dermansız, şükür çekmedim,  ama olanları görüyorum. Halim'in değerini nicedir  biliyorum . 
Kimseyle hesabım yok, ne biçersem, ektiklerimden diyorum. Başkasının aklına uyduysam, kendi aklıma değer vermediğim için dönüp dolaşıp, kendimle üleşiyorum. 
Bazen iyi, bazen kötü, kendi hasatımı biçiyorum. 
Günün hızına kapılıp, olur olmaz zamanlarda, sendeliyorum. 
Sonra, kalbime dönüp, her şeyi dengeliyorum. 
Bu da geçer gönül, yorulma, eyvallah diyorum. 
Bi " La Havle"  çekip, dingin, sakin yola devam ediyorum. 
İnsanlar gerçek değil, iki yüzlü artık gerçekten biliyorum.  Kötülük sonradan olmuyormuş, doğuştanmış, inanılmaz ama,  bunu bile kabul ediyorum. 
Allah'a şükür çok güzel insanlarda var, onlarla tamir oluyorum. 
Yaradılanı, herşeye rağmen yaradandan ötürü seviyorum. 
Bu da zayıf yanım, ne yapayım , tevekkül ediyorum. 
Onlara hiç kızmadım, hepsini Allah İslah Etsin, sadece hallerine üzülüyorum. 
Allah acısın, hayat kısa, ne kine, ne intikama değmez diyorum. 
Yenmekle, yenilmekle işim yok. Hayat bu, herşey mübah, gelene gelme, gidene gitme demiyorum. 
Eskiden hiç kimseden bir kötülük beklemezdim, şimdi her olan biteni, anlayışla kabul ediyorum. Eskiden "Asla" derdim, şimdi herşey olur diyorum. 
Her durumda, herşeye rağmen, arkama bakmadan yola devam ediyorum. 
Şükür ki gücüm var, kim ne beklerse beklesin, başım dik, alnım açık, kimseye müdana etmeden yola devam ediyorum. 
Bu hayatta zaman yok, tek yaşanan an,  artık bunu bile biliyorum. 
Bu hayatta en büyük değer, özgür iradeymiş, tecrübeyle sabit , işte ona Tövbe Billah dokundurmuyorum. 
Beni sevmeyeni, inanmayanı, anlamayanı, yanımda bile tutmuyorum. 
İlla kalıcam diyene, sana da yazık, bana da yazık, ısrar etme hayat kısa, mutluluk az, durma dön arkanı git diyorum. 
Ders veren, dersini bilmezken ne denir cidden bilmiyorum. 
Yaptığımla, söylediğim bir, işte bu yüzden kimseden korkmuyorum 
Ne kadar değişsem de, hala sadece kendimi düşünemiyorum . 
Herkes birilerinin kınalı kuzusu, kırılmasın istiyorum. 
Kalp Allah'ın mabedidir, kalp kıranın yuvası olmaz çok iyi biliyorum. 
Elimden geldiğince kendimi ifade ediyorum , bazen anlamasa da, kırılsa da karşımdaki için doğru olanı tercih ediyorum. 
Azıcık akıllandım geçte olsa, artık başkalarının değil, kendi kıymetimi birazcık biliyorum. 
Vicdanım hala aklımdan üstün, ama bu benim, artık itiraz etmiyorum. 
İnsan olmak güzel şey, kıymetini biliyorum. 
Kıymetimi bilmeyene, artık tek kelime bile etmiyorum. 
Karşılıklı iş yapana, günahım kadar değer vermiyorum. 
Aklım, kalbim bir, yalanım yok, olanı söylüyorum 
Çok az insan anlıyor, kıymet biliyor, Eyvallah, olduğum yerde duruyorum. 
Bu da geçer ya Huuu deyip, sevgiyle her seferinde yüzümü güneşe dönüyorum. 



18 Temmuz 2014 Cuma

Bazen Nadasa Çekmek Lazım...

Bazen nadasa çekmek lazım hayatı, birşeylerden uzaklaşmak için değil, aksine doğru şekilde ve hatasız uzlaşmak için.
Kendi kendinle kalıp , içten içe konuşmak, dertleşmek, sağılmak için. 
Kırmadan, kırılmadan, dostça ve doğru paylaşmak için. 
Biraz geçmişe, biraz geleceğe bakıp, adam gibi günü yaşamak için.
Koşmaktan yorulmadan, biraz durmak, şöyle bi bakmak, bi derin nefes almak  için.
Hiç birşey ekmeden, biçmeden, yapayalnız kalmak lazım.
Kanatlarını açıp süzülen Martı gibi, kendini öylece deryaya  bırakmak lazım. 
Bazen nadasa çekmek lazım hayatı, düşüncelerden sıyrılıp, aydınlığı bulmak için. 
Kendini tanıyıp, ne kadar yol aldığını, elinde ne kaldığını anlamak için. 
Biraz durup düşünmek , dingin, huzurlu, mutlu olmak için. 
Bazen nadasa çekmek lazım hayatı, kalanı en az hata ile, sakin, emin, bir bütün olarak tamamlamak için. 


11 Temmuz 2014 Cuma

Sana İhtiyacım Var ...

Ne zordur bu üç kelimeyi söylemek .  Bazıları için. 
Bazıları içinde günlük rutin... 
Bir sürü insan kolaylıkla söyler oysa, sırf karşısındaki tatmin olsun diye. Hayat sahnesinde, ömür boyu rol alan muhteşem hokkabazlardır onlar. Her daim gülen. 
 Ya da sırf kendi çıkarları yerini bulsun diye, zırt, pırt bu cümleyi söyleyen . Ben hiç açık, açık söyleyemedim. Hiç yediremedim kalbime. 
Hep karşımdaki anlasın, gerekeni yapsın diye bekledim. Olmadı.
Olmuyor. Olmuyormuş . Seni seven, sevdiğinin halini görmüyormuş. Oysa çok kolay. İlla gözüne mi sokmak lazım. Olmaz, ya mümkün değilse , ya yapamadım diye üzülür , kendini kötü hissederse düşündüm hep, karşındakini üzmekten imtina ettim. Kendi yağımla kavruldum, herşeyi kendime dert ettim.  Oysa ne büyük aptallık, karşındakini düşünmek , onun canı çıksın dememek . Çünkü öyle yaparsan daha kıymetlisin. Ama herkes o kadar akıllı değil. Çünkü zeka başka, AKIL bambaşka ... Hele kadinda ...
Akıllı kadın öldürür , Zeki kadın bişey yapmaz. Bunun kıymetini kim bilir ? İki tip arasındaki farkı ? Kimse ...
Bazıları illa tatmin olmak istiyor, karşısında yalancı olsa bile... Üstelik bi ömür boyu .
Nasıl bi yalan , herkes nasıl bi sahte , ve herkes sahte olan herşeye, dibine kadar teşne. 
İnsanoğlu tuhaf, her lafı kaldırmıyor , çevrendeki herkes yalaka , çıkar peşinde, sen umurlarında değilsin, dersin kızar , ben seni seviyorum dersin aldırmaz . Şaka gibi . İnsanoğlu garip hemde çokkkkk. 

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Yaşasın 44...

40 yaşımdan ne korkmuştum. 
Aman Tanrım . Sanki hayat bitmişti. Karar vermem gerekiyordu artık. Duygularımı bırakıp, mantığımı kullanma yaşım gelmişti. Dünyam alt üst oldu sanki. Dağıldım.
Sonra ne oldu, o da bitti, 41, 42, 43 derken, yıllar eriyip gitti. 
Dayandım 44 kapısına. 
Çaldım hemen açtı. Giriverdim içeriye. 
40 gibi korlar düşürmedi içime, alışmışım, orta yaş bulvarının yollarına. 
Ne günler geldi, geçti, kaç kez dağıldı yüreğim, kaç kez topladım parça, parça. 
Bazen bir kaçını bıraktım, bazen fazlasını aldım. Parçalarım değişti, ben değiştim. 
Yandıklarım, kandıklarım, dost sanıp aldandıklarım, canımı yoluna koyduklarım, aldanışlarım, hatalarım, savaşım , yangınlarım, mutluluklarım, derken tam 43 yılı devirmişim.
Ve tabi o 43 yılda zaman, zaman beni devirdi. 
Büyüdüm, olgunlaştım , azıcık akıllandım, ama asl olan herşeyi olduğu gibi bıraktım. Çocuk ruhumu pamuklara sardım sakladım.
İnandığımın arkasından yine ölümüne giderim, sadece inanmam zorlaştı. 
Biraz ruhsuzlaştım. 
İki yüzlü insanlardan,  uzaklaştım. 
Sonuçta, mayalandım, yoğruldum, ben oldum.
Ne diyelim...
Yaşasın 44 ; )))


2 Temmuz 2014 Çarşamba

Bugün Günlerden " Annem"

Yıllar geçerken, yaşadıklarımızla, neler yaşattığımızı fark etmiyoruz o koşuşturmanın içinde .
Aslında, hayatın sadece bize ait olmadığını, her kararımızın başkalarına dokunan uçlarını atlıyoruz. 
O uçların,  birilerinin kalbine saplanıp kaldığını, hiç durmadan kanadığını, yaranın asla kapanmadığını göremiyoruz.
Bizim sevincimizle doyan kalplerin, her sıkıntımızda yorulduğunu, adım adım yıprandığını kaçırıyoruz . 
Yangını tek başına yaşadığımızı, gözlerden uzak kaldığımızı, hislerimizi sakladığımızı zannettiğimiz her an, bizimle birlikte, için için yanan bir yürek olduğunu düşünemiyoruz bile.
Kendi derdimize düşüp boğuşurken, canımızı yoluna koyduğumuz insanlardan, katmer, katmer kazık yerken, onlar için üzülüp sıkılırken, asıl bizi seveni yerle yeksan ediyoruz, dirhem, dirhem çekiyoruz canını damarlarından. 
Gözümüz görmüyor ama...
Kalp kırılıyor, cam gibi, önce küçük bir çizgi, sonra derin bir oyuk ilerliyor içten içe, sinsice. 
Biraz daha biraz daha...
Katmerlenerek iniyor en derinlere ,
Yaşam akıp giderken , kalıcı ve çok yorucu hale geliyor, koca bir Volkan patlamaya hazır fokurdarken, yoruyor çok yoruyor. 
Sonra bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda, fay hattı kırılıyor. 
Bazen kulaklarınızı tıkadığınız, naz yapıyor diye içerlediğiniz, gözünüzün bebeği Annenizi, aslında ne kadar yorduğunuzu, el alem, iş güç için çırpınırken, onun sırtına ne yükler koyduğunuzu anlıyorsunuz.
Ve o bir hastanenin, mütevazi yatağında , hala sizi üzmemeye çalışarak aynı cümleyi söylüyor.
Ben iyiyim Allah'a Şükür.
Annem, sen hiç bir durumda şükretmekten, koca, koca çocuklarına kol kanat germekten, her hatamızda kollarını açıp affetmekten, dara düştüğümüzde herkesten önce yetişmekten, oluk oluk sevmekten vazgeçmez misin ?
Senin o el kadar yüreğin, arşı mı kaldırır bilemedim ki ben ! 
Söz sana daha çok özeneceğim, 
Söz seni pamuklarda yeşerteceğim.
Söz sana elimden geldiğince üzmeyeceğim.
Ama lütfen başımda ol, çünkü senin kanatların olmazsa uçamam.
Çatım gitti zaten, sen de gidersen bir yarım daha gider, bu hayatla böyle güçlü boğuşamam.
Kanatlarım olmazsa,  sakat kalırım ilelebet uçamam. 


15 Haziran 2014 Pazar

Benim Adım " Yetim "...

Baban, gün olup ansız, zamansız bırakınca elinden, 
Bulutların üstünde gezerken, alevlere düşer yanarsın. 
Cennette yaşarken, cehenneme iner,  orada kalırsın. 
Öyle bir kora döner ki yüreğin, ne kadar ağlasan kurutamazsın. 
Öyle bir acıdır ki o , anlatamaz, anlatsan da anlaşılmaz, alışılmaz  ömür boyu durmadan kanarsın. 
Kıymetlin, can dostun, sırdaşın , ilk aşkın, meleğin, sığındığın mabedin yoktur artık, bu dünyada yapayalnız kalırsın . 
Ona ait her an, hiç silinmeyecek şekilde donar zihninde, asla unutamazsın. 
Tek bir günü bile kaybetmeden, hatırlarsın. 
Bir dakika onunla olmak için, her gece uykuya dalar, gözyaşlarıyla, yine onsuz uyanırsın. 
Baban giderse çatın gider, her mevsimde yarı çıplak , bu hayatta dımdızlak kalırsın. 
Baban gidince bedenin yaşar, ama artık asla tam olamazsın. 
Bir tarafın hep kederli, bir tarafın hep yıkık dökük, her andığında kanayan yaran, her daim açık . 
Baban gitti mi, en büyük depremi yaşarsın. Bir daha yerine oturmaz taşlar. Her gün biraz daha derine iner, sarsıla sarsıla yaşarsın. 
Onsuz da güler , ağlar, neşelenir , yas tutarsın. Onun yokluğunu doldurmak için Allah bilir,  neler saçmalarsın. 
Her yerde, herkeste onu ararsın, çölde bir damla su bulsan,  vaha sanırsın. 
Baban gitti mi çok aldanırsın. Herkesi baban gibi " Melek " sanır, suya gider, susuz kalırsın.  
Onu her düşündüğünde,  aynı acıyı iliklerine kadar hisseder, yine o karanlık, yapayalnız kaldığın çukura atılır, çığlık çığlığa bağırır ama bir Allah'ın kulu tarafından duyulmazsın. 
Baban gitti mi , melek kanatların gider, şeytan sofrasında kalırsın. Yaşar, yaşatır, yol alırsın...
Acırken ölmeyi, mutsuzken gülmeyi , ama kimseye belli etmemeyi öğretir sana. 
Bu hayatta herşeyin " Mübah " olduğunu ,
Sabrın sınırı olmadığını , 
Ve deliler gibi korktuğun, ölümü bile sevmeyi, sırf bir gün ona ulaşma ihtimali için. 
Kocaman parmağını, küçücük elinle tutup korunamazsın artık.
Oturup dertleşemezsin seni hiç kırmadan konuşan sevgi dolu bir kalple.
Kalbini kimse sonuna kadar açmaz sana, ama sen açık sanır aldanırsın. 
Sonra yine baban sayesinde o yalanları da anlarsın.
Sen başarırsın diyenlere inanmazsın, yürekten değildir çoğu.
El verdiğin elini , yüreğini verdiğin yüreğini kırar. 
Susarsın , babandan öğrendiğin sonsuz sevgiye sığınır , yine insan kalırsın. 
Herşeyi ve herkesi onun gibi affeder, onun gibi herşeyi içine atar, sessiz, güçlü ayakta kalırsın. 
Çünkü ona verdiğin sözü asla unutmazsın. 
" Ne olursa olsun , yıkılmayacaksın, kimseye müdana etmeyeceksin, inandıklarının peşinden gideceksin, insanı seveceksin, her zaman dimdik yoluna devam edeceksin " 
Sen de öyle yaparsın, düşsen de kalkar yol alırsın. Hayatı babanın yüreğiyle yaşarsın. Düşersin belki ama babanın kızıysan, kendi başına ayağa kalkarsın. 
Çünkü bilirsin bir tek, 
Arkanda babandan miras,  ailen kalır her durumda. Çıkarsız, bahanesiz ...
Bir de önünde elini tutacak, sana Işık olan, can parçan,  evladın. 
Bu hayatta,  böyle ite, kalka ayakta kalırsın.
Baban gitti mi , nefesin, suyun gider.
Ancak ondan parçalarla hayata tutunur, biraz nefes alırsın.
Yine baban vardır yani yanında, başka kimseyi bulamazsın . 
Canım babam, yanımda olman için bilsen neler vermezdim. Öyle özledim ki seni, anlatacak kelimem yok. 
Daha yazılmadı. 
Allah'a şükür,  yaşadığın her gün senin yanındaydım, seni hep sevdim, sana şımardım .
İyi ki sen benim babamdın. 









5 Haziran 2014 Perşembe

DüşEvi Türkiye'de Bir İlke İmza Atıyor...

Türkiye'de bir ilk. Dünya'nın ve Türkiye'nin Her bölgesinde düzenleyeceğiniz VIP turlar, için o bölgede yaşayan ve bölgesini çok iyi tanıyan ,
VIP hizmet verme bilgisi ve tecrübesine sahip,
Bölge tanıtımı, gurme tur, iş toplantılarında ve özel sunumlarda çevirmenlik yapabilecek,
Profesyonel Rehberlik ve Tercümanlık hizmetleri alabileceğiniz bir adresiniz var artık. 
Dilerseniz, seçtiğiniz bölge ile ilgili gerekli otel, gezi, restoran bilgisi tarafımızca isteğiniz üzerine hazırlanmaktadır.
İstenilen bölgede ister Türkiye, ister Yurt dışında herhangi bir bölge olsun, özel araçlarla VIP hizmet verilmektedir.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı kokartlı ,tecrübeli profesyonel rehberlerimizin eşliğinde misafirlerinize çok özel turlar.
Tur Programı Danışmanlığı

DüşEvi Reklam & Organizasyon & Cast

Mustafa Kemal Mahallesi 2093. Sokak No: 6 Çankaya Ankara
F : 0 312 220 24 23
T : 0 312 220 24 09
İnfo@duseviajans.com













































27 Mayıs 2014 Salı

Ankara'nın Yeni Yıldızı Düş Evi ...

Muhteşem bir ekiple, yepyeni bir girişim. Üst düzey kalite, uygun fiyat, dalında profesyonel bir ekiple, organizasyonlarınızda yepyeni bir bakış açısı. 
Düşleriniz bizimle gerçek oluyor. 

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Bu Ülke Kanla Yıkandı, Parayla Satılamaz.

19 Mayıs 1919, bir ülkenin, " Hiç Bir Çıkar Gözetmeden "  sadece bağımsızlık için başlattığı mücadelenin, adım adım Anadolu’yu sardığı milli heyecanların coştuğu ve art arda kazanılan zaferlerle taçlandırdığı bir hareketin, ilk adımıdır. 
Dünyada tektir. 
Tarihini unutan bir millet olarak, unutmamamız gereken en önemli gündür. 
Bugün yaşadıklarımızın aksine, din, dil, mezhep, ırk ayrımı olmadan, bir ülkenin omuz omuza, sevgiyle, birlikte imkansızlıklara rağmen aldığı yolun, birlik olmanın öneminin, dünya tarihine atılmış imzasıdır. 
Lütfen, Anıtkabir'i ziyaret edip, işgal haritasına ara sıra gözatın ki hafızanız aydınlansın. 
Eğer bu mücadele verilmeseydi, hangi topraklarda yaşayacağınızı görün. 
Şimdi refüze edilen TÜRK kadınına ne büyük sorumluluklar verildiğini , kadına saygı duymayan bir milletin yaşayamayacağını , birlikten kuvvet doğacağını sindirin içinize. 
Mustafa Kemal, zamanlar ötesi düşünme yeteneği, azmi ve yıkılmaz iradesi ile, bu vatan için hayatını feda etmiş, benzeri olmayan bir liderdir.
O dönem beklenen, aranan ve istenen, toparlayıcı bir niteliğe sahip tek liderdi.  Girdiği bütün savaşları, ülkesinin de desteğini alarak, doğru stratejilerle imkansızlıklar içşnde kazandı. Tüm halk, din adamları herkes yanındaydı ? 
Lütfen, ara sıra gençliğe hitabesini okuyun. 
Şimdi her ne yapıyorsanız, iyi ve ya kötü,  işte o günlerde verilen milli mücadele sayesinde.
Kıymetini bilmediğimiz, balık hafızamızla unuttuğumuz yakın tarihimizin detayları, bedava dağıtılan okul  kitaplarında eskisi gibi yer almasa da, siz çocuğunuza öğretin gösterin. Unutturmayın. 
Bugün, Köle değil efendiysek, işte sebebi bu deyin.
Onca dökülen kan, şimdi ki halimiz için değildi. 
Ülkeyi başkaları parçalayamazken, tüm dünyaya ders verecek milli iradeye ve birliğe sahipken, düştüğümüz bu zavallı durumdan bizi çıkaracak olanın, yine sadece milli irade olduğunu unutturmayın . 
Bizi bölüp, parçalayıp yönetmeye çalışan hiç kimseye kanmayın.
‘Vatan bir bütündür, asla parçalanamaz’  sözünü aklınıza kazıyın .
Kimsenin, hiç bir nedenle kulu kölesi olmayın, biat etmeyin. Halk kendi efendisidir. Cehaletin ve paranın kölesi olmayın.
Allah'tan başka, hiç bir varlığın önünde boynunuzu eğmeyin.
 19 Mayıs 1919, Türk gençliğine emanet edilen, bir ülkenin gençlerin omuzlarında yükseleceğini anlatan, içinde çok fazla ders, derin anlamlar ve yakın tarihimizi saklayan çok önemli bir gün.
Bugün,  birilerinin kışkırtmasıyla, gençlerimiz,  birbirine farklı görüşler nedeniyle sokaklarda, taşla, sopayla, bıçaklarla saldırsın diye değil, birlikte hangi fikirde olurlarsa olsunlar, vatanın birliği ve dirliği için medenice konuşabilsinler diye, ecdadımızın kanla kazandığı bir gün. 
 Bu bayramın anlamı, 19 Mayıs’ın ruhunda yatan bağımsızlık mücadelesidir.
Kıymetini bilelim. 
Hiç bir önlem alınmadı diye, onca insanı toprağın altında bırakan sistemin, sağ, sol, din, dil,ırk ayrımını pompalayarak bu vatanı bölmesine izin veren herkes vatan hainidir. 
Bu ülkede yaşayan her ailenin, o savaşta yitip gitmiş ataları var. 
Elimizdekinin kıymetini bilmezsek, kanla aldıklarımızı, parayla satar hale geleceğiz. Ki geldik ama farkında değiliz. 
Bu ülke toprakları  üstünde yaşayan hiç kimse,  bunu kendine yakıştıramaz. 
Sevginin, barışın, medeniyetin , eğitimin bol, cehaletin hiç olduğu bir ülke için elbirliğiyle çalışma vakti çoktan geçti.
Herkes, hiç koşulsuz, önce kendini adam etmeli , şikayet etmek , birilerinden medet ummak yerine.
Devlet nerede diye sormayın ?
Önce ben neredeyim diye sorun ?
Gidin ulustaki meclisi ziyaret edin, mütevaziliği görün , sonra günümüzdeki abartılı binalara bakın, vergilerimiz nerelere gidiyor düşünün ?
İster zengin, ister fakir olsun , çıkarları uğruna birilerinden medet uman , sessiz kalan, orada burada konuşup, bir torba kömür, bir ihale için ruhunu satan insanların, kurtuluş savaşında canlarını verenlere söyleyecek sözü, yatacak yeri yok. 
Bu ülke hepimizin. 
19 Mayıs'ı, her anlamda öylesine acı yaşıyoruz ki, eminim bu ülke için savaşan her şehit mezarında dört dönüyor.
Kutlanacak günlerimizin yakındır umarım.  Cehaletten top yekün arınacağımız, paranın kölesi değil efendisi olmayı becerdiğimiz, çıkar uğruna, ruhumuzu satmadığımız , görgüsüzlüğü baş tacı yapmadığımız, araştırdığımız, geliştiğimiz, ileri ülkelerle aynı düzeye ulaşacak binalar değil, insanlarlar yetiştirdiğimiz nice 19 Mayısları kutlamak ümidi ile.